Panoptikon'dan Algoritmaya: Gözetim Toplumunun Dönüşümü
Foucault'nun iktidar analizini veri kapitalizmine uyguladığımızda karşımıza çıkan yeni figür — panoptikon artık bir bina değil, bir API.
Jeremy Bentham 1787’de bir hapishane tasarladı. Merkezde bir kule, çevresinde halka halka hücreler. Kuledeki gardiyan tüm mahkumları görebilir; ama mahkumlar onu göremez. Görünüp görünmediğini bilemediği için mahkum, davranışını sürekli olarak içselleştirilmiş bir göz altında düzenler. Bentham bu yapıya panoptikon dedi.
Michel Foucault 1975’te Hapishanenin Doğuşu’nu yazdığında, panoptikonu bir mimari değil, bir iktidar diyagramı olarak okudu. Önemli olan bina değildi; önemli olan, görme biçiminin özneyi nasıl ürettiğiydi.
Diyagramın dönüşümü
- yüzyılda panoptikon artık taş değil, kod. Gardiyanın kulesi yerine load balancer, hücre yerine session ID, içselleştirilmiş göz yerine feedback loop var.
Şu üç değişime dikkat:
- Gören kim? Bentham’da tek bir gardiyan vardı. Bugün gören bir sistem — dağıtık, asenkron, kimi zaman kendini bile bilmiyor.
- Görülen ne? Eskiden davranış görülürdü. Bugün niyet görülüyor: tıklamadan önceki tereddüt süresi, scroll hızının yavaşlaması, silinen bir mesajın yazılma süresi.
- Disiplinin yönü? Foucault’nun panoptikonu itaat üretirdi. Algoritmik panoptikon tahmin üretir — ve tahminden öte, yönlendirme.
İtaatten öngörüye
Shoshana Zuboff bunu “gözetim kapitalizmi” olarak adlandırdı. Bence terim yetersiz: mesele yalnızca veri toplamak değil, öznenin kendini tanıma imkanını algoritmaya devretmesi.
“Artık biz onları kullanmıyoruz, onlar bizi öğreniyor ve bize kendimizi satıyor.”
Bu bir komplo teorisi değil. Bir yapısal dönüşüm: iktidar artık kimliği baskılamıyor, kimliği öneriyor.
API olarak panoptikon
Diyelim ki Instagram’ın öneri algoritması bir tür gardiyandır. Bu gardiyan:
GET /user/{id}/signalsile sizi “izliyor”POST /feed/reorderile sizi “disiplin ediyor” — hangi içeriğin önce, hangisinin sonra geleceğine karar vererekPUT /user/{id}/modelile size ait tahmin modelini güncelliyor
Foucault’nun hapishanesi bir binaydı; bugünkü panoptikon bir REST API. Ve en önemlisi: bu API’yi kullanmak zorundasınız, çünkü sosyal varlığınızın büyük kısmı oraya yerleşti.
Üç çıkış yolu (hiçbiri kolay değil)
1. Görünmezlik. Adsız, izsiz kalmak. Mümkün ama sosyal bedeli yüksek. Opsec maliyeti günlük yaşamı bozar.
2. Bulanıklaştırma. Sahte sinyaller üretmek. Helen Nissenbaum’un önerdiği “obfuscation” stratejisi — gerçek davranışı sahte davranışlar içinde saklamak.
3. Yapısal mücadele. Yasa, standart, kolektif hareket. Yavaş, zor, ama kalıcı.
Üçünü de tek başına benimsemek yetmez. İkisi bireysel, üçüncüsü kolektif. Panoptikondan çıkış bir tek eylemle olmaz çünkü panoptikon tek bir şey değil.
Sonuç
Bentham bir bina çizdi. Foucault bunu diyagram yaptı. Biz onu API’ye dönüştürdük. Her adımda görme keskinleşti, kuvveti inceldi, ama direnişi zorlaştı.
Soru şu değil: “Beni izliyorlar mı?” Elbette izliyorlar. Soru şu: “Kendi kendimi izlediğimi fark ediyor muyum?”
Çünkü panoptikonun asıl dehası, görmek değil, bakma alışkanlığını mahkumun kendisine kurdurmaktı. Gerisi tarih.
Kaynaklar: Foucault, M. (1975). Surveiller et punir. · Zuboff, S. (2019). The Age of Surveillance Capitalism. · Nissenbaum, H. & Brunton, F. (2015). Obfuscation: A User’s Guide.